İçeriğe geç

Fiilimsiler olumsuzluk eki alabilir mi ?

Fiilimsiler Olumsuzluk Eki Alabilir mi? Dilin Psikolojik Merceğinden Bir Bakış

Bazen bir kelimenin zihnimizde nasıl bir çağrışım yarattığını düşünürüm. “Gitmek” dediğimizde zihnimiz bir eyleme yönelirken “gitmemek” dediğimizde aslında ne olur? Beynimiz önce gitmeyi mi canlandırır, sonra onu mu engeller? Dilbilgisi gibi görünen bu küçük ayrıntı, insan zihninin düşünceyi, duyguyu ve başkalarıyla iletişimi nasıl işlediğine dair ilginç bir pencere açıyor.

Sorunun dilbilgisel cevabı nettir: Evet, fiilimsiler olumsuzluk eki alabilir. Türkçede fiilimsi ekinden önce gelen “-ma/-me” olumsuzluk eki, fiilimsinin anlamını olumsuza çevirir. “Gitmek” → “gitmemek”, “gelen” → “gelmeyen”, “gülüş” → “gülmeyiş” bunun örnekleridir. Türk Dil Kurumu da “-ma” ekinin niteliği konusunda farklı dilbilgisi yaklaşımlarının bulunduğunu belirtmektedir.

Fakat psikolojik açıdan asıl ilginç soru şudur: Olumsuzluğu anlamak zihnimizde nasıl gerçekleşir?

Bilişsel psikoloji: “Yapmamak” gerçekten yalnızca “yapmamak” mı?

Bir cümleyi okurken zihnimiz kelimeleri pasif biçimde sıralamaz. Anlamı tahmin eder, alternatifleri değerlendirir ve gerektiğinde bazı zihinsel temsilleri baskılar.

Örneğin “Sınava çalışmamak başarısızlığa yol açabilir.” cümlesini ele alalım. “Çalışmamak” sözcüğünü anlamak için zihnin “çalışmak” kavramına hiç uğramadan doğrudan yokluk anlamına geçmesi o kadar basit görünmüyor.

Güncel psikodilbilim araştırmaları, olumsuz cümlelerin olumlu cümlelere kıyasla bazı koşullarda daha fazla bilişsel kaynak gerektirebildiğini gösteriyor. 2024 tarihli bir çalışma, hem açık hem de örtük olumsuzluğun tepki engelleme mekanizmalarıyla ilişkili olduğunu inceledi; iki deneyde toplam 170’in üzerinde katılımcının performansı değerlendirildi.

Daha geniş bir araştırma derlemesi de olumsuzluğun dilsel olarak evrensel olmasına rağmen işlenme biçiminin dil ve bağlama göre değişebildiğine dikkat çekiyor.

Küçük bir iç gözlem

“Bunu düşünme” dendiğinde zihninizde ne beliriyor?

Belki de önce tam olarak düşünmemeniz istenen şeyi düşünüyorsunuz. Bu durum, dildeki olumsuzluğun zihinsel süreçlerle neden ilginç biçimde kesiştiğini gösteriyor.

2023 yılında İngilizce ve Mandarin konuşurlarıyla yapılan bir araştırmada, olumsuzluğun yalnızca dilsel görevlerde değil, sembolik ve dil dışı görevlerde de farklı bilişsel etkiler oluşturabileceği bulundu.

Duygusal psikoloji: “Üzülmemek” duyguyu gerçekten azaltır mı?

Fiilimsiler yalnızca düşünceleri değil, duygusal deneyimleri anlatırken de karşımıza çıkar:

“Üzülmemek istiyorum.”

“Korkmamak gerekiyor.”

“Onu görmeyişim beni şaşırttı.”

Burada dilbilgisel olumsuzluk ile duygusal düzenleme birbirine yaklaşır.

Bir EEG çalışmasında katılımcılardan korku ve mutluluk uyandıran yüzlere “no fear” ve “no fun” gibi olumsuzlayıcı ifadeler eşliğinde tepki vermeleri istendi. Sonuçlar, olumsuzlamanın özellikle korku gibi hoş olmayan duygularda duygusal tepkiyi azaltabildiğini, ancak etkinin duygunun türüne göre değiştiğini gösterdi. Araştırmacılar bunun bastırmadan çok yeniden değerlendirmeye benzediğini bildirdi.

Başka bir çalışmada ise 33 katılımcının fizyolojik irkilme tepkileri incelendi. Olumsuzluk, hoş olmayan kelimelere verilen duygusal uyarılmayı azaltırken hoş ifadelerde farklı, hatta ters yönde sonuçlar doğurdu.

Bu noktada duygusal zekâ açısından önemli bir soru ortaya çıkıyor:

Bir duyguyu “hissetmemek” için onu sürekli olumsuzlamak, gerçekten düzenlemek midir; yoksa duyguyla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmek mi?

Araştırmalar burada tek bir cevap vermiyor. Aynı “olumsuzlama” stratejisi farklı duygularda farklı sonuçlar yaratabiliyor.

Sosyal psikoloji: “Yapmadı” demek neden bazen daha fazlasını anlatır?

Dil, yalnızca düşüncelerimizi aktarmak için değil, başkalarının bizi nasıl algıladığını şekillendirmek için de kullanılır.

“Ali yardım etti” ile “Ali yardım etmedi” birbirinin basit zıttı gibi görünür. Fakat “Ali dürüst değildi” dediğimizde, dinleyenin zihninde “dürüst” kavramının da canlanması mümkündür.

Sosyal psikoloji araştırmaları, olumsuz ifadelerin insanların kişileri ve davranışları değerlendirme biçimini etkileyebileceğini gösteriyor. Bir dizi çalışmada, insanların stereotiplerle uyumsuz davranışları tanımlarken daha fazla olumsuzlama kullanabildiği ve dinleyicilerin bu ifadeleri davranışın istisnai bir durum olduğuna dair işaret olarak yorumlayabildiği bulundu.

Bu, sosyal etkileşim açısından oldukça önemli.

“Toplantıda konuşmadı” cümlesi, yalnızca sessizliği bildirmeyebilir. Dinleyen kişi “konuşması bekleniyordu” sonucunu da çıkarabilir.

2024 yılında yapılan bir nöropsikolojik çalışmada ise olumsuzlama ile sosyal kaçınma ifadelerinin işlenmesinde sağ alt frontal girusun rolü incelendi. Bulgular, olumsuzluğun sosyal anlam taşıyan ifadelerde zihinsel ketleme süreçleriyle ilişkili olabileceğine işaret etti.

Dil neden bazen niyetimizden farklı anlaşılır?

“Ben suçlu değilim” ile “Ben masumum” mantıksal olarak yakın görünür. Fakat psikolojik açıdan aynı etkiyi yaratmaları garanti değildir.

Araştırmalar, olumsuz biçimde kurulmuş ifadelerin bazen olumlu karşılığından farklı zihinsel çağrışımlar oluşturabileceğini gösteriyor.

Bu nedenle günlük yaşamda şu soruyu kendimize sorabiliriz:

Karşımdaki kişiye gerçekten neyi söylüyorum ve kullandığım olumsuzluk eki ona başka hangi anlamı düşündürüyor?

Fiilimsi ile olumsuzluk ekini ayırmak

Dilbilgisel açıdan temel kuralı tekrar edersek:

– gelmek → olumlu isim-fiil

– gelmemek → olumsuz isim-fiil

– gelen → olumlu sıfat-fiil

– gelmeyen → olumsuz sıfat-fiil

– gülerek → olumlu zarf-fiil

– gülmeyerek → olumsuz zarf-fiil

Burada önemli nokta, olumsuzluk ekinin fiilimsi ekinden önce gelmesidir. “Gel-me-mek” örneğinde ilk “-me” olumsuzluk, “-mek” ise isim-fiil ekidir.

Ancak “danışma”, “dondurma” veya “çakmak” gibi bazı kelimeler zamanla kalıcı isim hâline gelebildiği için her “-ma/-me” yapısını otomatik olarak fiilimsi kabul etmemek gerekir.

Sonuç: Bir ekten daha fazlası

“Fiilimsiler olumsuzluk eki alabilir mi?” sorusunun cevabı evettir. Fakat bu küçük dilbilgisi kuralı, insan zihninin olumsuzluğu nasıl işlediğine dair daha büyük bir soruya açılır.

Bir eylemi “yapmamak”, zihinsel olarak o eylemi hiç temsil etmemek anlamına gelmeyebilir.

Bir duyguyu “hissetmemek”, o duygunun zihinde hiç oluşmadığını garanti etmeyebilir.

Bir davranışı “yapmadığını” söylemek ise sosyal ortamda beklenmedik başka çağrışımlar yaratabilir.

Belki de günlük dilimizi gözlemlemek bu yüzden değerlidir.

Bugün kaç kez “istemiyorum”, “yapmadım”, “düşünmemeliyim” veya “korkmamalıyım” dediniz?

Bu ifadeler yalnızca neyi reddettiğinizi mi gösteriyor, yoksa zihninizin önce neyi canlandırdığını da ele veriyor olabilir mi?

Dilbilgisi bize -ma/-me ekinin nereye geldiğini öğretir. Psikoloji ise bazen daha merak uyandırıcı bir soru sorar:

Zihnimiz bir şeyi reddederken, onu önce ne ölçüde kuruyor?

Başlıkları HTML etiketlerine dönüştürKaynak gösterimlerini tutarlılaştır

Başlıkları HTML etiketlerine dönüştür

Kaynak gösterimlerini tutarlılaştır

Dilbilgisi bölümünü psikolojiye bağla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort betci grandoperabet giriş
https://bilisimforumu.com https://zot.com.tr https://kimu.com.tr Sitemap