İçeriğe geç

Türkiye’nin su varlığı ne kadardır ?

Türkiye’nin Su Varlığı Ne Kadardır? Bir Genç Yetişkinin Su Hikayesi

Kayseri’de yaşıyorum. Hava çoğu zaman kuru, toprak sararmış, kışın ise kar çatıları kaplasa da, gözlerin her zaman susuzlukla savaşıyor gibi hissediyorum. Çocukken sulama için bahçemize dökülen suyun sesi hala kulaklarımda. Bazen sabahları, camdan dışarı bakarken, insanların susuzluğa nasıl direndiklerini hayal ediyorum. İşte bu düşünceler arasında geçen bir sabah, evde biraz kafam karışıktı. Türkiye’nin su varlığı hakkında bir şeyler okudum, ama bu sefer, konu sadece rakamlar değil, tam içimi sızlatan, dokunduğum her su damlasını anımsatan bir şeydi.

Bir Sabahın Sıcaklığı ve Susuzluğun Kendi Hıçkırıkları

Bir sabah, işten erken kalkıp evin balkonunda kahvemi yudumlarken, dikkatimi çekti. Çevremdeki toprak kuru, birkaç yerden küçük ağaçlar fısıldıyordu. O küçük ağaçların varlığını görüp, ilk kez orada ne kadar uzun süredir farkında olmadan durduğumu düşündüm. Toprak susuzdu. Birçok şeyin farkına vardım: İnsanlar sabahları suyu nasıl kullanıyorlardı? Şehirdeki parklar, bu kuru topraklarda belki de suyun varlığına bile hasret kalmıştı. Kayseri’de, bu kıtanın ortasında bir yerde, suyun varlığına dair gerçekten ne kadar farkındaydık?

Hikaye, belki de Kayseri’nin o kuru, bazen sessiz, bazen de öfkeli topraklarında başlar. Türkiye’nin su varlığı, deyim yerindeyse elimizle tutabileceğimiz kadar “yakın” olmalıydı. Ama elimde sadece küçücük bir damla su vardı. Su sıkıntısı hiç bu kadar derin hissettirmemişti. Türkiye’nin toplam su varlığını düşündüm: Yıllık 112 milyar metreküplük su potansiyeline sahipmişiz. Evet, bu rakam kulağa büyük geliyor ama ne kadarını biz kullanabiliyoruz ki?

Su, Bizim İçin Ne Kadar Kıymetli?

İnsanları düşündüm. Hangi şehirdeki insanlar gerçekten suyu değerli biliyor? Kayseri’de insanlar suyu kullanırken çoğu zaman başka şeyleri düşünüyordur. Ama burası, sıcaklıkların kavurucu olduğu, gökyüzünden gözle bile suyun azaldığı bir yer. Küçük bir kasabaya gitmiştim geçen yaz. O kasaba tam 30 yıl önce suyun kesilmesiyle büyük bir buhran yaşamış. O kadar çok su kaybı olmuş ki, su için seferber olmuşlar. Kasabanın yaşlıları hâlâ hatırlıyor; suyun kıymetini bildiklerini anlatırken gözlerinde bir tür hüzün vardı. Su, onlara sadece su değil, hayatın kendisiydi.

Türkiye’nin su varlığı ne kadardır sorusunun ardındaki gerçekler, aslında ne kadar korkutucu. Hem 112 milyar metreküp suya sahipken, hem de içme suyunun sadece bir kısmını kullanabiliyoruz. Doğal su kaynaklarının azalması, hızla büyüyen şehirlerin su ihtiyacı, kuraklık derken, bu rakam bana birden fazla soruyu getiriyor: Ya her şey tükenirse? Ya su, sahip olduğumuz en değerli şey olmaktan çıkar ve geriye sadece hatıraları kalırsa?

Bir Gece, Bir Damla Su

Bir akşam, Kayseri’nin karanlık sokaklarından geçerken, suyun gücü bir kez daha aklımı sarhoş etti. O akşam bir arkadaşım, evime geldiğinde su krizinin tüm Türkiye’yi sardığından bahsetti. Konuşmalarını dinlerken, bana, “Bu su kaynaklarının değerini ne zaman anlayacağız?” diye sordu. Ve ben o an, tam da o anda, susuzluğun ve suyun kayboluşunun ne kadar derin bir boşluk yarattığını fark ettim. Su, her an karşımıza çıkabilir, kaybolabilir ve bir daha geri gelmeyebilir.

Bazen düşünürken, suyun ne kadar önemli olduğunu insanlara anlatmanın nasıl bir yol olduğunu soruyorum. Bir el kadar su, bir sızlayan susuzlukla yarışır. Türkiye’nin su varlığına bakınca, suyun “nasıl” kullanılacağı, bu soruya bir çözüm getirmek için ne kadar uğraşacağımız bana daha da belirginleşiyor. Toprağımızda neredeyse hiç su birikmediği, göllerin neredeyse kuruduğu, içme suyunun ise kalitesiz olduğu bu dönemde, suya vereceğimiz değer her şeyin önündedir.

Umut ve Hayal Kırıklığı Arasında

Geçenlerde bir sivil toplum kuruluşunun etkinliğine katıldım. Orada çevre sorunlarına dair büyük bir farkındalık vardı. Su kıtlığının, dünyanın en büyük sorunlarından biri olacağını tartıştık. Türkiye’nin, su sıkıntısına yönelik çözümler üretmesi gerektiği gerçeği, her geçen gün bizlere daha fazla yaklaşacak. Hani o sabahları balkonumda kahvemi içerken, gerçekten suyun değerini ne kadar bilebiliyoruz diye düşünüyorum ya, işte o etkinlikte de bu soruları sordum. Çevremdeki insanlar, suyun kıymetini ancak anladıklarında, bu sorunun ne kadar ciddi olduğunu gözlerinde daha net görüyordu. Hem umutluydum hem de hayal kırıklığına uğramıştım. Belki de herkes gibi, biz de bir gün bu suyu korumanın yolunu buluruz. Ama o zamana kadar, her damlası daha kıymetli olacaktır.

Bir Farkındalık Uyanması: Suya Duyduğumuz Saygı

Bir sabah, kaybolan suyun gerçekten ne kadar önemli olduğunu kavradığımda, içimde bir umut ışığı doğdu. Türkiye’deki su varlığı, her geçen gün azalırken, belki de suyu korumak, sadece ülkemiz için değil, tüm dünya için bir sorumluluk. Su, sadece bir yaşam kaynağı değil, aynı zamanda bizlere hayatta kalan her şeyin ne kadar değerli olduğunu hatırlatan bir işarettir. Kayseri’nin o kuru topraklarında, suyu daha çok anlamalıyız. Çünkü her damlası, aslında hayatın ta kendisidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci