Mümkünsüz Ne Demek?
Bazen kelimeler bir duyguyu anlatmaya yetmez. Birini sevdiğini söylemek gibi, ama o sevdanın içini doldurabilmek o kadar zor ki… Kayseri’nin o soğuk akşamlarından birinde, o kadar sıkkındım ki, insanlara ne hissettiğimi anlatmak için kelimelere sarıldım. Ama ne yazık ki, ne söylesem eksik kalıyordu. Tam o sırada, aklıma bir kelime takıldı: “Mümkünsüz”. Bunu defalarca düşündüm. Mümkünsüz ne demekti? Bir şeyin imkânsız olduğu anlamını mı taşıyordu yoksa daha derin bir anlamı mı vardı? Belki de bu kelimenin içinde saklı olan duygu, benim içimde yaşadığım boşluğu anlatıyordu.
Bir Gün Başka Bir Hayat
Bir zamanlar, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, “Hayatta her şey mümkün” diyerek her adımımı umutla atardım. O zamanlar, hayatın bana sunduğu her fırsata inanmak çok kolaydı. Yine de o günlerden birinde, eski bir dostumla karşılaştım. Ahmet… Uzun zaman sonra karşılaşınca, ona her şeyin yolunda olduğunu söyledim. Ama gözlerindeki yorgunluğu görmemek imkânsızdı. Gözlerinde sanki çok şey birikmişti; içinde saklı bir hüzün vardı. Ne de olsa yıllardır görmediğimiz bir insandı. Hızla geçen zamanın ve yaşadıklarının izleri birikmişti. Sonra gözlerini daldırıp, “Bazen, bir şeyin mümkün olduğunu düşünüyorsun ama sonuçta mümkün olmadığını kabul etmek zor oluyor,” dedi. O anda, içimde bir şey kırıldı. Ne demek istiyordu? O anda, kelimenin derinliğini anlamaya başladım.
O an, hayatın o kadar kolay olmadığı bir gerçeği fark ettim. Ne kadar istemiş olsan da, bazı şeylerin olmaması için hiçbir şey yapamıyordun. “Mümkünsüz” işte tam olarak buydu. Ahmet’in gözlerindeki o büyük boşluk, bana hayatın bazen nasıl sert bir şekilde çarptığını gösterdi. Ahmet’in yaşadığı şeyin, birinin hayatında asla unutamayacağı anlardan biri olduğunu fark ettim. “Mümkünsüz” bir şeyin bir araya gelmemesi, bazen sadece senin en çok istediğin şeyin elinden kayıp gitmesi demekti. Bunu anlamak o kadar acıydı ki, kalbim sıkıştı. Hayatta bazen her şeyin “mümkün” olmasını dilersen de, her şeyin gerçekten olamayacağını öğrenmek zorunda kalıyorsun.
Hayatın Acı Gerçekleri
Birkaç gün sonra Ahmet’le konuşmaya devam ettik. Onunla bir kahve içtik ve ben, yaşadıklarını anlatmasını istedim. Gerçekten bir şeyin mümkün olmasını isteyip, sonrasında bu isteğin ne kadar imkânsız olduğunu görmek çok acıydı. Ahmet, bana hayatını anlatırken kelimelerinin arasındaki boşlukları hissettim. O boşluklarda “mümkünsüz” kelimesi vardı. “Bazen” dedi, “Bazen bir insan başka birini sevmek ister, ama sevmek mümkün olmaz. İstediğin şey senin elinde olmadan kaybolur. O zaman her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu anlarsın.” Ben de o an, yaşadığım hayal kırıklığını ve yıkılan umutlarımı düşündüm. Gerçekten de, bazen ne kadar çok şey istersen iste, bazı şeyler olmuyor. Olmayabiliyor. O zaman da “mümkünsüz” kelimesi, her şeyi anlatıyor.
İçimdeki Umut
İçim gerçekten kırılmıştı ama bir şekilde bir şeylerin hala mümkün olabileceğine inanmak istiyordum. Ahmet’in söylediklerini düşündüm, ama içimde bir umut vardı. Çünkü bazen insanın umut etmesi gerekiyor. Umut etmek, belki de insanı yaşatan tek şey. Benim için de, Ahmet’in söyledikleri ne kadar doğru olursa olsun, içimde hala bir ışık vardı. Belki de hayatta her şeyin olması mümkün değildi ama ben her zaman yeni bir başlangıç için bir fırsat görmek istiyordum. İşte o an, “mümkünsüz” kelimesinin bende bıraktığı iz, bir yanda kırıklık ve diğer yanda da umudu barındırıyordu.
Sonuçta, Mümkünsüz Ne Demek?
Şu an oturup yazarken, “Mümkünsüz ne demek?” sorusunu tekrar kendime soruyorum. Ahmet’in sözlerinden sonra, bu kelimenin içindeki acıyı, hayal kırıklığını ve aynı zamanda umut ışığını daha iyi anlıyorum. “Mümkünsüz” demek, bir şeyin gerçekten olmayacağına inanmak ama buna rağmen, içimizdeki umutları kaybetmeden yeniden başlamak demek. Bazen hayatımızda her şeyin “mümkün” olmasını isteriz, ama “mümkünsüz” kelimesiyle de yüzleşmek zorunda kalırız. Ve belki de, bir şeyin imkânsız olduğunu görmek, en azından içimizdeki “yine de umut var” duygusunu canlı tutar. Çünkü her ne kadar bazen her şey mümkün olmasa da, belki bir gün yine de mümkün olur. Kim bilir…